Uzm. Dr. Nihan CoşkunPsikiyatrist, Psikoterapist

Uzm. Dr. Nihan CoşkunPsikiyatrist, PsikoterapistUzm. Dr. Nihan CoşkunPsikiyatrist, Psikoterapist

Tedavide Kullandığım Yöntemler ve Teknikler

Bilişsel Davranışçı Psikoterapi

Mindfulness (Bilinçli Farkındalık)

Mindfulness (Bilinçli Farkındalık)

image18

Bilişsel Terapi: 

Aynı olayı yaşayan farklı insanlar farklı tepki verdiği gibi, aynı kişi farklı zamanlarda aynı olayı yaşadığında da farklı tepkiler verebiliyor. 


Yani demek ki bizi etkileyen şey, olayların doğrudan kendisi değil o olayı yorumlama biçimimizdir. 


Olay somut bir gerçekliktir. Duygusu yoktur ancak her olayın zihnimizde bir temsili vardır. Her olayı yorumlar, işler onu şimdiye kadar yerleşmiş inanç ve kabullerimiz doğrultusunda anlamlandırırız. Bu anlamlandırma ise çoğunlukla kendimiz, gelecek ve diğer insanlar hakkında bir tanımlama/nitelendirme/ inanç içerir. Dışarıda olan biten olaylar bu tanımlama, anlamlandırma süreci sonrasında vardığımız inanç ve düşüncelerle ilişkili olarak, o olaya verdiğimiz duygusal, fiziksel ve davranışsal tepkilerimizi belirler. 

 

Aslında inançlarımız/ düşüncelerimiz gerçekte olup bitenden ne kadar uzaksa, neden olduğu duygusal tepki de o kadar güçlüdür. 


Bu yüzden bilişsel terapide amaç biliş dediğimiz bu tanımlama/ inanç/ düşünceleri farketme/yakalama becerisi kazandırmak ve bu bilişlerin ne kadar gerçekçi, makul ve işlevsel olup olmadığını kendi kendine sorgulamayı öğretmektir. Yöntem detaylarını terapist bilir ancak birlikte çalışacakları materyal olan duygu ve düşünceleri hasta saptar ve getirir.  Bu yüzden terapi, doktorun aktif hastanın pasif konumda olduğu bir süreç değil, birlikte bir sorunu çözmeye çalışan iki uzmanın çalışması gibi işler. 


Davranışçı Psikoterapi


Bu yöntemin temel mantığı, davranışların da organizma üzerinde yarattığı değişime göre (olumlu ya da olumsuz) artma ve azalma eğiliminde olmasıdır. Pekişen ancak işlevselliği bozan davranışlar, çoğunlukla bırakılırsa yaşanacağı tahmin edilen kaygı nedeniyle devam eder. Kaygı eğer gerçek bir tehlike yoksa işlevsizdir ve neden olduğu kaçınma davranışı kişiyi korkularının gerçek olmadığını öğrenme fırsatından alıkoyar. Bu yaklaşımda amaç, istenmeyen davranışın devam etmesine neden olan etkenleri birlikte keşfetmek ve istenilen davranışı sürdürebilmek için gerekli müdahaleleri hastayla işbirliği içinde adım adım uygulamaktır. Özellikle özgül fobi, obsesif kompulsif bozukluk, agorofobi, trikotillomani (saç yolma), deri yolma ve diğer pek çok rahatsızlıkta oldukça etkin bir tedavi aracıdır. 



Mindfulness (Bilinçli Farkındalık)

Mindfulness (Bilinçli Farkındalık)

Mindfulness (Bilinçli Farkındalık)

Mindfulness, dikkati açık, yargısız, meraklı ve nazik bir tutumla şimdi ve burada olan bitene odakla

Mindfulness, açıklık, nezaket, merak, dikkat ve farkındalık içeren bir zihinsel durumdur. 
 

Kişi bilinçli bir gayretle zihnini yalnızca içinde bulunduğu an ve yerde deneyimlediği içsel ve dışsal uyaranlara odaklar. Böylece beş duyu organları ile algıladığı duyumları, hissettiği duyguları, aklına gelen düşünceleri an be an ortaya çıktığı anda farkeder ve izler. 
Bunu yaparken kişi  fark ettiği duyum, duygu ya da düşünceleri yargılamadan, yorumlamadan, herhangi bir anlam çıkarmadan, bastırmaya, dönüştürmeye ya da yok etmeye çalışmadan, açık ve meraklı bir zihinle, sadece o anda ve ortaya çıktığı şekilde deneyimlemeye çalışır. 
Tabi ki bu çok kolay olmaz çünkü zihnimiz tehlikelere önceden sezmek ve/veya tehlikeli uyaranlara anında yanıt verebilmek için uyaranları yorumlamalı, anlamlar çıkarmalı, sınıflandırmalıdır.
Zihin oluşturduğu kalıplar, kurallar, şemalar sayesinde zaman ve enerji kazanarak tehlike işaretlerini daha kolay sezip yanıt oluşturabilir. 
Buraya kadar sorun yok ancak bu yorumlamalar gerçekte olup bitenle uyumsuz olabilir ya da içinde zihnimizde o kadar yer kaplar ki şimdi ve burada YANİ ASIL VE TEK GERÇEK ANDA olup bitenleri deneyimlerimize yer bırakmayabilir. 
Sürekli geçmişte ya da gelecekte olan zihin ya da sürekli dışarıdan nasıl göründüğünü izleyen zihin mindful değildir. 
Her farkettiğimizde zihnimizi yeniden nezaketli bir tutumla şimdi ve buradaki ana getirme çabasıdır mindfulness. 

Destekleyici Psikoterapi

Mindfulness (Bilinçli Farkındalık)

Destekleyici Psikoterapi

image19

Çalışma Alanlarım

Kilo Vermeye Yönelik Bilişsel Davranışçı Terapi

Kilo Vermeye Yönelik Bilişsel Davranışçı Terapi

Kilo Vermeye Yönelik Bilişsel Davranışçı Terapi

image20

Hem grup hem de bireysel olarak uygulanabilmektedir. 8 hafta sürer. Bireysel terapide haftada 1 saat, grup terapisinde katılımcı sayısına esneklik göstermekle birlikte yaklaşık 1,5-2 saat sürer. Grup terapisi 4-10 kişi katılımıyla sürdürülür. 8 haftalık süreç boyunca amaç, katılımcılara hayatları boyunca kilo vermek ve verdikleri kiloda kalabilmek için gerekli becerileri kazandırmak ve kendi kendilerine uygulayabilir hale gelmelerini sağlamaktır. Kazanılması hedeflenen beceriler


TERAPİ UYGULAMASI İÇİN PRATİK DETAYLAR ( KAÇ KİŞİ, NE ZAMAN, NE KADAR SÜRE...) 


Hem grup hem de bireysel olarak uygulanabilmektedir. 8 hafta sürer. Bireysel terapide haftada 1 saat, grup terapisinde katılımcı sayısına esneklik göstermekle birlikte yaklaşık 1,5-2 saat sürer. Grup terapisi 4-10 kişi katılımıyla sürdürülür. 


TERAPİ KİLO VERMEME NASIL YARDIMCI OLUR ? 


Amaç katılımcılara hayatları boyunca kilo vermek ve verdikleri kiloda kalabilmek için gerekli becerileri kazandırmak ve kendi kendilerine uygulayabilir hale gelmelerini sağlamaktır. 

Aslında bu tedavi bir anlamda beyninizi kilo vermek için programlar. 

Kilo vermek ve VERDİGİNİZ KİLOYU koruyabilmek için gerekli bilgi, motivasyon ve becerileri kazandırır. 

Bu sekiz haftalık bir diyet programı değildir. Hayat boyunca kendi kendinizin terapisti olmanızı sağlayacak bilgi ve becerileri öğrenip bir uzman desteğiyle pratik yapma imkanına sahip olacağınız bir KİLO VERME BECERİLERİ EDİNME programıdır.


TERAPİ SONUNDA KAZANACAĞIM BECERİLER NELERDİR ? 


  • Aşırı yeme isteği ile başedebilmek 
  • Duygusal zorlanma anlarında kendini yatıştırma amacıyla yemeye başvurmamak
  • Özel günler, bayramlar, aile ziyaretleri gibi sosyal toplantıların yeme duzeninizi ve moralinizi etkilememesini sağlamak 
  • Düzenli egzersiz alışkanlığını yaşamınıza nasıl yerleştirebileceğinizi öğrenmek 
  • Kilo verme sürecinde aile bireylerinin desteğini nasıl alabileceğinizi öğrenmek 
  • Duygusal dalgalanmaların, çekici yiyeceklerin karşısında planınıza sadık kalabilmek 

Edineceğiniz beceriler yukarıdaki maddeleri içerir ancak bununla sınırlı değildir. Ayrıntılı bilgi için VİDEO İZLE linkine tıklayıp, program hakkında verdiğim bilgileri inceleyebilir. Sorularınız için ise İLETİŞİM sayfasından bana ulaşabilirsiniz... 

Sosyal Anksiyetenin Bilişsel Terapisi

Kilo Vermeye Yönelik Bilişsel Davranışçı Terapi

Kilo Vermeye Yönelik Bilişsel Davranışçı Terapi

image21

Sosyal anksiyete bozukluğunda birey sosyal ya da performans durumlarında kendini utandıracak ya da küçük düşmesine neden olabilecek bir şey yapmak ya da söylemekten korkar. Kaygı neredeyse her zaman kisiye kaygı verir. Kişi bu sosyal ortamlardan kaçınır ya da büyük sıkıntıyla bu ortama katlanmak zorunda kalır. Hastalık çoğunlukla erken yaşlarda başlar ve sosyal ve akademik yaşamı olumsuz etkiler. Sosyal anksiyete bozukluğunda kişinin sosyal durumlarda olmasından korktuğu kötü sonuç hiç yaşanmasa bile kişi sosyal karşılaşmaları tehdit olarak algılamaya devam eder. Sosyal ortamlardan en sık rastlanan kaygı tetikleyici biliş ' Kaygılı olacağımı farkedecekler. 'dir. Yani aslında sosyal anksiyete 'kaygılı görünme kaygısıdır. Tabi buna 'Sıkıcıyım', 'Aptal gorunecegim.' gibi çeşitli düşünceler de eşlik edebilir.

Yeme Bozukluğunun Bilişsel Davranışçı Terapisi

Kilo Vermeye Yönelik Bilişsel Davranışçı Terapi

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Uzatılmış Maruziyet (Prolonged Exposure) ile Terapisi

image22

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Uzatılmış Maruziyet (Prolonged Exposure) ile Terapisi

Kaygı Bozuklukları, Depresyon ve Kronik Ağrıda Bilinçli Farkındalık Temelli Stres Azaltma

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Uzatılmış Maruziyet (Prolonged Exposure) ile Terapisi

image23

Kaygı Bozuklukları, Depresyon ve Kronik Ağrıda Bilinçli Farkındalık Temelli Stres Azaltma

Kaygı Bozuklukları, Depresyon ve Kronik Ağrıda Bilinçli Farkındalık Temelli Stres Azaltma

Kaygı Bozuklukları, Depresyon ve Kronik Ağrıda Bilinçli Farkındalık Temelli Stres Azaltma

image24

0-6 Yaş Sağlıklı Uyku için Ebeveyn Danışmanlığı

Kaygı Bozuklukları, Depresyon ve Kronik Ağrıda Bilinçli Farkındalık Temelli Stres Azaltma

Kaygı Bozuklukları, Depresyon ve Kronik Ağrıda Bilinçli Farkındalık Temelli Stres Azaltma

image25

 

Öğrenilmiş çaresizlik 1960 ve 1970’li yıllarda Psikolog Martin Seligman ve Steven Maier’ın köpekler üzerinde yapmaya başladığı ve daha sonra sıçanlar ve insanlarda da tekrar ettikleri bir dizi deney sonrasında ortaya konmuştur.

Birbirinden alçak bir bölmeyle ayrılan iki odacıklı bir deney düzeneğinde, köpeklerin bulunduğu bölüme elektrik verildiğinde köpeklerin bir kısmının bölmeyi atlayıp elektrik bulunmayan odacığa geçmedikleri izlenmiş. Bunun üzerine köpekler 3 gruba ayrılarak deney tekrarlanmış.

İlk gruptakiler kontrol grubu yani müdahale almayan grup. İkinci grup kaçınılabilir strese maruz bırakılan grup. Bu gruptaki köpekler elektrik şokuna maruz bırakılıyor ancak bir pedala basmaları sonucu elektriği durdurabiliyorlar. Üçüncü grupta da böyle bir pedal var ancak çalışmıyor. Yani üçüncü grup kaçınılamaz bir strese maruz bırakılıyor.

Sonra bu üç grup yine alçak bir bölmeyle ayrılmış iki odacıklı bir düzeneğe alınıp elektrik veriliyor ve köpeklerin elektrik şokundan kurtulmak için bölmeden atlama davranışında bulunup bulunmadıkları izleniyor.

Deneyin sonucunda 1. ve 2. grubun bölmeden atlayıp, şoktan kurtulma oranlarının 3. gruptan belirgin ölçüde fazla olduğu izleniyor.

Maier, S. F., & Seligman, M. E. (1976). Learned helplessness: theory and evidence. Journal of experimental psychology: general, 105(1), 3.

Martin Seligman bu deney sonrasında kaçınılmaz strese maruz kalan köpeklerden bazılarının neden bölmeden atladığı, kontrol grubundaki bazı köpeklerin neden bölmeden atlamadığı sorularıyla araştırmalarına devam ederek pozitif psikolojinin temellerini atıyor.

Özetleyecek olursak;

Öğrenilmiş çaresizlik acı verici ve kaçınılması mümkün olmayan bir uyarana tekrarlayan defalar maruz bırakılma sonrasında, kaçma fırsatı olduğu durumlarda bile kaçma davranışının izlenmemesi halidir.

Uyku eğitimi konusunda çok yaygın olan bir görüş şudur;

"Uyku eğitimi esnasında ağlaması acı verici bir uyarana maruz kalması, bir süre sonra ağlamadan uyuyabilmesi için çaresizliği kabul etmesi anlamına gelir."

Uyku eğitimi esnasında ağlamasını acı verici bir uyarana maruz kalıyor olması şeklinde yorumlarsak, ilk soru "nedir bu acı verici uyaran"?

Kucağa alınmamak mı?

Bunu doğru kabul edersek o zaman neden kucakta tutsanız bile gece boyu uyanıp ağlıyor? Eğer ağlamasının nedeni kucağa alınmamak olsaydı tüm gece kucakta tuttuğunuzda ağlamaması gerekmez miydi? Niye her ağladığında kucağa almanıza rağmen ağlaması sıklaşarak ve uzayarak devam ediyor?

Bebeğiniz altını açtığınızda ağlamaya başlarsa bezini kakalı olarak bırakır mısınız? Her altını açtığınızda ağlıyorsa ve siz altını açıp değiştirmeye devam ettiğinizde bir süre sonra artık altını açtığınızda ağlamazsa bu da öğrenilmiş çaresizlik olur mu? Ben ağlasam da altımı açacak çarem yok en iyisi ağlamamak diye mi düşünmüştür?

Öğrenilmiş çaresizlik sonrasında insan çalışmalarıyla desteklenerek depresyonun modellenmesinde kullanılmıştır. Eğer bu öğrenilmiş çaresizlik ise o zaman ilerleyen yaşlarda bu çocuklarda psikiyatrik sorunların olmasını beklerdik ancak bunu gösteren tek bir çalışma bile yok.

Oysa ki çocukların 5 yıla kadar uzayan izlem çalışmalarında psikiyatrik açıdan yaşıtlarından farkları olmadığı sonucuna ulaşan bilimsel yayınlar mevcut.

Price, A. M., Wake, M., Ukoumunne, O. C., & Hiscock, H. (2012). Outcomes at six years of age for children with infant sleep problems: longitudinal community-based study. Sleep Medicine, 13(8), 991-998.

Gradisar, M., Jackson, K., Spurrier, N. J., Gibson, J., Whitham, J., Williams, A. S., ... & Kennaway, D. J. (2016). Behavioral interventions for infant sleep problems: a randomized controlled trial. Pediatrics, 137(6), e20151486.

Hiscock, H., Bayer, J. K., Hampton, A., Ukoumunne, O. C., & Wake, M. (2008). Long-term mother and child mental health effects of a population-based infant sleep intervention: cluster-randomized, controlled trial. Pediatrics, 122(3), e621-e627.

Mutlaka psikoloji terimleriyle açıklayacaksak bu durum öğrenilmiş çaresizlik değil habitüasyondur.

Habitüasyon başlangıçta stres verici olan uyarana, tekrarlayan defalar maruziyet sonrasında organizmanın tepkisinin azalması anlamına gelir.

Örneğin yükseklik korkusu olan bir kişinin tekrarlayan defalar uzun uçuşlar yapması sonrasında yaşadığı kaygı ve kaygı ile ilişkili bedensel belirtilerin (çarpıntı, terleme,
titreme vb) azalması ya da kaybolması gibi.

Sudan korkan birinin her defasında denizde daha uzun süre kalıp daha uzağa giderek bu korkusunun azalması gibi.

Bir değişiklik anlamlandırılana kadar tehlikeli olarak kabul edilir.

Bebeği uyutma biçiminizdeki değişimi de, bebeğiniz bunu anlamlandırana, ona zarar vermediğini anlayana kadar tehlikeli olarak kabul eder.

Yeni düzen devam edildikçe bebeğiniz bu duruma alışacak ve verdiği tepki azalacaktır.

Öğrendiği çaresizlik değil, yeni düzenin ona zarar vermeyeceğidir.

İletişim

Randevu almak ya da sorularınızı iletmek için aşağıdaki iletişim bilgilerini kullanabilirsiniz. 

WhatsApp İletişim Hattı

Muayenehane İletişim Bilgileri

Gaziosmanpaşa Mah. 343 İran Cad. Karum İş ve Alışveriş Merkezi No:21/ 462 B Asansörü 6.kat Çankaya / ANKARA

Telefon: 0535 053 4454 E-mail: nihancoskunmd@gmail.com

Çalışma Saatleri

Pzt

13:00 – 21:00

Sal

13:00 – 21:00

Çar

13:00 – 21:00

Per

13:00 – 21:00

Cum

13:00 – 21:00

Cmt

09:00 – 21:00

Paz

Kapalı